Banner

İLHAN UÇKAN'la AŞK OYUNU oynamaya hazır mısınız?

YAZAR HAKKINDA…

İLHAN UÇKAN

Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü’nü bitirdi. 1992′de ilk kişisel sergisini açtı. Çeşitli resim ve enstalasyon sergi faaliyetlerini sürdürürken, Express, Kadınca, Esquire, Max, Domus M gibi dergilerde yazarlık, köşe yazarlığı, editörlük, koordinatörlük görevlerinde bulundu ve bazı radyolarda program hazırladı. Resimde “optik oyunlara” olan ilgisi, giderek “hayatın içindeki oyun” kavramına, özellikle de “cinsler arası oyunlara” doğru yöneldi.

Oyun Teorisi”ni cinsler arası ilişkilere uyarladı.

Bir “oyun alanı” olarak değerlendirdiği ilişkiler için stratejiler ve taktikler geliştirdiği kitaplarıyla ilişkilere farklı ve “oyuncul” bir bakış açısı kazandırdı.

2006′da Türkiye’nin ilk ilişki danışmanlık şirketi olan Kırmızı Danışmanlık‘ı Nişantaşı’nda kurdu. (www.kirmizi-danismanlik.com)

Kırmızı Günler” isimli hafta içi her gün canlı yayınlanan TV programını Kanal 1′de yaptı. 2007′de Show TV “Uçan Kuş” magazin programında yer aldı.

2003-2008 tarihleri arasında Milliyet Gazetesi‘nde “Bilirkişi Raporu” isimli köşesinde yazdı.

Halen TRT FM‘de TRT İzmir Radyosunun hazırladığı ”Gece Expresi” isimli programda “Pembe ve Mavi” başlığı altında ilişkiler hakkında danışmanlık yaparak dinleyici mektuplarını cevaplıyor.

Aynı zamanda Boxer erkek dergisinde köşe yazılarına devam ediyor.

www.ilhanuckan.com ‘da yazıları ve kitaplarıyla okuyucularıyla buluşuyor ve www.oynayaninsan.com ‘da okurlarının kendi ilişki taktiklerini geliştirmelerine imkân sağlıyor.

KİTAPLARI:
  • Erkekleri Kullanma Kılavuzu
  • Kadınları Kullanma Kılavuzu
  • Doğru Erkeği Bulma Kılavuzu
  • Aşk Oyunları Kılavuzu
  • Terk Etme Oyunları Kılavuzu
  • Aldatılan Kadının Kılavuzu
  • Aşk Büyüsü (Roman)
  • Kadın Tamir Servisi
Toplam Yorum : 0
simple_captcha.jpg
Resimde gördüğünüz harfleri yukarıdaki alana giriniz
taktik

ACİL AŞK TAKTİKLERİ

ders

AŞK DERSLERİ


AŞK DERSLERİ KİŞİYE ÖZEL YA DA GRUPLAR İÇİN 4 GÜNLÜK BİR DERS PROGRAMIDIR. HER DERS 90 DAKİKA SÜRELİDİR.
LÜTFEN BİLGİ ALINIZ.

video

KIZ TAVLAMA
REHBERİ:

SON YAZILAR:

Bana aşık olduğunu söylerken benden ayrılmak istiyomuş meğer!

Şimdi ayrıldık.

Benden hala ufacık da olsa hoşlandığına eminim.

Kendime aşık etmek istiyorum, ne yapabilirim?

Hala aşığım ona…...

Bakın, bakın da görün kadınların neyden hoşlandığını!

Görüldüğü üzere kadınlar hor görülmekten, aşağılanmaktan, küçümsenmekten, beğenilmemekten, her şeyden evvel, üzülmekten hoşlanırlar…

Aslında buna ‘hoşlanmak’ diyemeyiz, ’sinir olmak ve akabinde erkeğine kendini beğendirebilmek için daha çok çaba sarf etmek, ona yaranmaya çalışmak’ desek daha doğru olur.

Yorumlarımdan birinde, “Seven üzülür, üzen sevilir” diye bir formülden bahsetmiştim size. Bu formülü tekrar yineliyorum:

Kişi sevdiği zaman kendini yer, paramparça eder. Hele hele bu yoğun sevgisini karşı tarafa belli ettiği an, o kişi bitmiş demektir.

Bu kız olsun, erkek olsun fark etmez.

Sevgisini fazla belli eden taraf, ipleri karşı tarafın eline veriverir ve bir daha da asla geri alamaz. Resmen kukla olur çıkar.

Zaten her ilişkide mutlaka bir ‘baskın taraf’ söz konusudur. İlişkiye ağırlığını koyan taraf daima üste çıkar (bkz: tahterevalli)....

Asıl branşım halkla ilişkiler ama 6 senedir bir hukuk bürosunda yönetici asistanı olarak çalışıyorum. Fakülteye devam ederken de çalıştığım için ilginç olaylara tanık oldum.

Adliyede tanık olduğum olaylar bir yana, hukuk büromuza gelen çiftler bir yana…

Anlaşmalı boşanma davası için büromuza beraber gelen, aralarındaki sorunları o kızgınlıkla birbirlerinin yüzüne vuran ve güçlükle ayırabildiğimiz insanlar…

Ama en ilginci şuydu: Bayan çok güzel ve şık biri. Bey da eh işte idare eder. Ama yan yana geldiklerinde bardakla sürahiden bir farkları yoktu. Bey eşini aldatıyor, bayan da bunu kaldıramıyor ve boşanma davası açıyor.

Aldatan kişi trajikomik bir itirafta bulunuyor: “Eşim çok güzel ve alımlı biri. Onun bu yönleri karşısında eziliyordum. Eşim beni aldatmadan ben onu aldatıp, bu ezikliğimi giderdim…”

Vay be! Bayanın tepkisini görmenizi isterdim. Adeta çıldırdı.

Annemle babamın evlilikleri bana çok şey kazandırdı. Aralarında ufak tefek tartışmalar olurdu ama bunlar asla evin dışına taşınmazdı. Annem, bazen babama kızsa da 3. kişilere karşı her zaman mutlu olduklarını anlatırdı. “Dost var, düşman var. Bırak, herkesi seni mutlu bilsin” derdi.

Bana da hep bunu tembihlerdi: “Evliliklerde bu tür aksilikler yaşanabilir ama bunların büyümemesi için mücadele etmelisin. ”Ama şimdiki evliliklere baktığınızda, bırakın sorunları aile içinde saklamayı, uluorta en müstehcen şeyler bile açığa çıkarılıyor.

Bence bir insan çok büyük bir maddi-psikolojik harekete maruz kalmadıktan ve onuru rencide edilmedikten sonra evliliğini bitirmemeli. Aradaki saygıyı koruduğunuzda, sevgi bitse bile, o ilişki devam edilebiliyor. Bu noktada, saygının, yedek bir bataryadan hiçbir farkı kalmıyor.

Unutmadan, bazen cebi deliklerle beraber olmak, yüreği deliklerle beraber olmaktan daha mutlu ediyor insanı. En azından, size sunacağı tek şey kalıyor: Sevgi.

Ama o da bir yerde sorun oluyor. Bayan, en azından baba evinde yaşadığı rahatlığı evleneceği kişide de yaşamak istiyor. Uç noktada istekleri olmayan insanlar şükrediyor ama bazıları da “Attan inip, eşeğe binilir miymiş?” diyerek isyan bayrağını çekiyor. Yani maddiyatın da boşanmalarda faktörü büyük.

Ama hayat bir nevi yazı-tura oyununa dönebilir. Yarının neler getireceğini kim bilebilir ki?

Kısacası, boşanmanın nedenleri bence, eziklik duygusu, güven duygusunun azalması, saygının geri plana itilmesi ve sadece sevginin var oluğu bir ilişkinin yaşanması, sabır duygusunun zayıflaması, birine bağımlı kalma korkusu (özgürlüklerin sınırlandırılması) ve maddiyat.

İki yıl önce yenen mısırla, bugün yenen mısır aynıysa ve taraflar aynı tadı alamıyorlarsa, bence, sorun, o mısırın yenme şeklinde… Bilmem anlatabildim mi?

MUTLU BİR EVLİLİK YAPMAK İKİ ŞEYE BAĞLIDIR: “DOĞRU İNSANI” BULMAK VE “DOĞRU İNSAN” OLMAK.”...

Çok kararsız olduğum bir konuda sizlere fikir danışmak istiyorum.

Erkek arkadaşım benimle evlenmek istiyor, ne yapacağımı şaşırmış durumdayım…

Onu kırmadan bu teklifi reddetmem gerekiyor ama nasıl yapacağımı bilmiyorum? Hassas bir konu çünkü…

Evlenmeyi henüz düşünmüyorum. Daha yaşım 19, onun yaşı 24. Bu iş aceleye gelmez, acaba doğru insan mı onu bile bilmiyorum!

Ona birbirimizi tanımak için henüz zamana ihtiyacımızın olduğunu söyledim ama bana kırıldı…

Yanlış mı yaptım acaba?

Ne düşünmem gerektiğini bilmiyorum?

Aynı zamanda evlilikten çok korkuyorum.

Bana yardımcı olun lütfen…...

Bir aydır bir doktorla beraberim.

Her şey inanılmaz güzeldi.

Ama bu adam evliymiş!

Hem de daha yeni çocukları olmuş!

Üstelik kaç defa “Evli misin, sevgilin filan var mı” diye sormuştum. Yok yok! Yalancı!

Neden ama neden?

Kendimi iğrenç hissediyorum!

Neden evli erkekler böyle yapıyor?

Ne güzel bebekleri olmuş bunların, mutlu olması gerekmez mi? Ayıp değil mi bu herifin çocuğunu bin eziyetle karnında taşıyan karısına.

Beyler, lütfen bir şey söyleyin, nedir bu nedir?...

Arama: