Banner

İLHAN UÇKAN'la AŞK OYUNU oynamaya hazır mısınız?

TÜRKİYE’NİN İLK VE TEK İLİŞKİ DANIŞMANI

İlhan Uçkan Türkiye’nin ilk “ilişki danışmanlık şirketi”ni kurdu. Kırmızı Danışmanlık ilk bakışta sanılacağı gibi bir “terapi merkezi” değildir.

Çünkü ilişkileri kuşatmak için gerekli uzmanlık ve ilgi alanları çok çeşitlidir: Hukuk, sosyoloji, tıbbın tamamı, psikoloji, antropoloji, etnoloji, dilbilim, ekonomi, siyaset bilimleri, bilişsel bilimler, genetik… Yani bilimin neredeyse tamamı, sanatın her türü, kültürün büyük bir kısmı…

İlhan Uçkan‘ın, ilişkiler hakkında tek bir uzmanlık dalından bakarak stratejik bilgi üretilemeyeceği gerçeğinden yola çıkarak geliştirdiği “danışmanlık konsepti”, bu alanın doğasına uygun, “disiplinler arası” bir boyut içeriyor. Bu boyut pratiğini “oyun teorisi” yönteminde buluyor.

Bu yöntem ilişkiyi son derece ciddiye alınması gereken bir oyun alanı olarak konumluyor. Tıpkı artık küresel ekonominin ya da uluslararası ilişkilerin dünyasında olduğu gibi, ilişkilerde de sürekli rekabet avantajı yaratan, bilgiye açık ve bilgiyi yöneten oyuncular, zararı bile kazanca dönüştürebiliyor, bunu yapamayanlar, oyununu kuramayan şirketler veya ülkeler gibi iflas etme riski ile karşı karşıya kalıyor.

Kırmızı Danışmanlık, ilişkinizde bilinçli, oyununa hâkim bir oyuncu olma şansını sunuyor size. İlişkinizi kavramanın, ama öncelikle kendi isteklerinizi anlayarak onları gerçekleştirmenin yollarını keşfedecek bilgiye ulaşmanızı sağlıyor. Bu stratejik bilgi size “ilişkinizi yönetme”, böylece onu isteklerinize daha uygun hale getirme, ondan daha fazla haz alma imkânını sağlayacak en önemli kaynak…

Çünkü isteseniz de istemeseniz de oynuyorsunuz zaten. Çevrenizin, ailenizin, işinizin, vb. size biçtiği rolü oynamaktansa kendi oyununuzu yaratın. Bu çok daha eğlenceli, çok daha dürüst ve özellikle de sizin açınızdan çok daha “kazançlı” olacak!

İletişim:

0533 303 1024

www.kirmizi-danismanlik.com

Toplam Yorum : 0
simple_captcha.jpg
Resimde gördüğünüz harfleri yukarıdaki alana giriniz
taktik

ACİL AŞK TAKTİKLERİ

ders

AŞK DERSLERİ


AŞK DERSLERİ KİŞİYE ÖZEL YA DA GRUPLAR İÇİN 4 GÜNLÜK BİR DERS PROGRAMIDIR. HER DERS 90 DAKİKA SÜRELİDİR.
LÜTFEN BİLGİ ALINIZ.

video

KIZ TAVLAMA
REHBERİ:

SON YAZILAR:

Bana aşık olduğunu söylerken benden ayrılmak istiyomuş meğer!

Şimdi ayrıldık.

Benden hala ufacık da olsa hoşlandığına eminim.

Kendime aşık etmek istiyorum, ne yapabilirim?

Hala aşığım ona…...

Bakın, bakın da görün kadınların neyden hoşlandığını!

Görüldüğü üzere kadınlar hor görülmekten, aşağılanmaktan, küçümsenmekten, beğenilmemekten, her şeyden evvel, üzülmekten hoşlanırlar…

Aslında buna ‘hoşlanmak’ diyemeyiz, ’sinir olmak ve akabinde erkeğine kendini beğendirebilmek için daha çok çaba sarf etmek, ona yaranmaya çalışmak’ desek daha doğru olur.

Yorumlarımdan birinde, “Seven üzülür, üzen sevilir” diye bir formülden bahsetmiştim size. Bu formülü tekrar yineliyorum:

Kişi sevdiği zaman kendini yer, paramparça eder. Hele hele bu yoğun sevgisini karşı tarafa belli ettiği an, o kişi bitmiş demektir.

Bu kız olsun, erkek olsun fark etmez.

Sevgisini fazla belli eden taraf, ipleri karşı tarafın eline veriverir ve bir daha da asla geri alamaz. Resmen kukla olur çıkar.

Zaten her ilişkide mutlaka bir ‘baskın taraf’ söz konusudur. İlişkiye ağırlığını koyan taraf daima üste çıkar (bkz: tahterevalli)....

Asıl branşım halkla ilişkiler ama 6 senedir bir hukuk bürosunda yönetici asistanı olarak çalışıyorum. Fakülteye devam ederken de çalıştığım için ilginç olaylara tanık oldum.

Adliyede tanık olduğum olaylar bir yana, hukuk büromuza gelen çiftler bir yana…

Anlaşmalı boşanma davası için büromuza beraber gelen, aralarındaki sorunları o kızgınlıkla birbirlerinin yüzüne vuran ve güçlükle ayırabildiğimiz insanlar…

Ama en ilginci şuydu: Bayan çok güzel ve şık biri. Bey da eh işte idare eder. Ama yan yana geldiklerinde bardakla sürahiden bir farkları yoktu. Bey eşini aldatıyor, bayan da bunu kaldıramıyor ve boşanma davası açıyor.

Aldatan kişi trajikomik bir itirafta bulunuyor: “Eşim çok güzel ve alımlı biri. Onun bu yönleri karşısında eziliyordum. Eşim beni aldatmadan ben onu aldatıp, bu ezikliğimi giderdim…”

Vay be! Bayanın tepkisini görmenizi isterdim. Adeta çıldırdı.

Annemle babamın evlilikleri bana çok şey kazandırdı. Aralarında ufak tefek tartışmalar olurdu ama bunlar asla evin dışına taşınmazdı. Annem, bazen babama kızsa da 3. kişilere karşı her zaman mutlu olduklarını anlatırdı. “Dost var, düşman var. Bırak, herkesi seni mutlu bilsin” derdi.

Bana da hep bunu tembihlerdi: “Evliliklerde bu tür aksilikler yaşanabilir ama bunların büyümemesi için mücadele etmelisin. ”Ama şimdiki evliliklere baktığınızda, bırakın sorunları aile içinde saklamayı, uluorta en müstehcen şeyler bile açığa çıkarılıyor.

Bence bir insan çok büyük bir maddi-psikolojik harekete maruz kalmadıktan ve onuru rencide edilmedikten sonra evliliğini bitirmemeli. Aradaki saygıyı koruduğunuzda, sevgi bitse bile, o ilişki devam edilebiliyor. Bu noktada, saygının, yedek bir bataryadan hiçbir farkı kalmıyor.

Unutmadan, bazen cebi deliklerle beraber olmak, yüreği deliklerle beraber olmaktan daha mutlu ediyor insanı. En azından, size sunacağı tek şey kalıyor: Sevgi.

Ama o da bir yerde sorun oluyor. Bayan, en azından baba evinde yaşadığı rahatlığı evleneceği kişide de yaşamak istiyor. Uç noktada istekleri olmayan insanlar şükrediyor ama bazıları da “Attan inip, eşeğe binilir miymiş?” diyerek isyan bayrağını çekiyor. Yani maddiyatın da boşanmalarda faktörü büyük.

Ama hayat bir nevi yazı-tura oyununa dönebilir. Yarının neler getireceğini kim bilebilir ki?

Kısacası, boşanmanın nedenleri bence, eziklik duygusu, güven duygusunun azalması, saygının geri plana itilmesi ve sadece sevginin var oluğu bir ilişkinin yaşanması, sabır duygusunun zayıflaması, birine bağımlı kalma korkusu (özgürlüklerin sınırlandırılması) ve maddiyat.

İki yıl önce yenen mısırla, bugün yenen mısır aynıysa ve taraflar aynı tadı alamıyorlarsa, bence, sorun, o mısırın yenme şeklinde… Bilmem anlatabildim mi?

MUTLU BİR EVLİLİK YAPMAK İKİ ŞEYE BAĞLIDIR: “DOĞRU İNSANI” BULMAK VE “DOĞRU İNSAN” OLMAK.”...

Çok kararsız olduğum bir konuda sizlere fikir danışmak istiyorum.

Erkek arkadaşım benimle evlenmek istiyor, ne yapacağımı şaşırmış durumdayım…

Onu kırmadan bu teklifi reddetmem gerekiyor ama nasıl yapacağımı bilmiyorum? Hassas bir konu çünkü…

Evlenmeyi henüz düşünmüyorum. Daha yaşım 19, onun yaşı 24. Bu iş aceleye gelmez, acaba doğru insan mı onu bile bilmiyorum!

Ona birbirimizi tanımak için henüz zamana ihtiyacımızın olduğunu söyledim ama bana kırıldı…

Yanlış mı yaptım acaba?

Ne düşünmem gerektiğini bilmiyorum?

Aynı zamanda evlilikten çok korkuyorum.

Bana yardımcı olun lütfen…...

Bir aydır bir doktorla beraberim.

Her şey inanılmaz güzeldi.

Ama bu adam evliymiş!

Hem de daha yeni çocukları olmuş!

Üstelik kaç defa “Evli misin, sevgilin filan var mı” diye sormuştum. Yok yok! Yalancı!

Neden ama neden?

Kendimi iğrenç hissediyorum!

Neden evli erkekler böyle yapıyor?

Ne güzel bebekleri olmuş bunların, mutlu olması gerekmez mi? Ayıp değil mi bu herifin çocuğunu bin eziyetle karnında taşıyan karısına.

Beyler, lütfen bir şey söyleyin, nedir bu nedir?...

Arama: